Türk Kalemişi sanatı içerisinde sanat tarihçilerinin ''eklektik'' diye adlandırdığı süsleme döneminin Anadolu'daki en güzel örneklerinden biri de Konağın Başodası'dır. Geçmişte özel konukların ağırlandığı, bugün bir süit olarak da hizmet veren Konağın 'Başoda'sı, olağanüstü ahşap doğramaları ve 1831 yılına tarihlenmiş kalemişleriyle bir müze niteliğini taşıyor.
Türk evlerinin iç dekorasyonlarında her zaman önemli bir süsleme öğesi olarak yer almış olan kalemişleri, Mehmet Ali Ağa Konağı'nda,19. yüzyılda Batı'dan gelen Barok süslemeciliğinin geleneksel Osmanlı minyatür sanatının ayrıntılı gerçekçiliğiyle buluşturmasını bilmiş yerel sanatkarların seyrine doyum olmaz eserlerini günümüze yansıtıyor. Duvarları ve pencerelerin üst kısmına gelen bölümleri çepeçevre süsleyen Kalemişlerindeki desenler belirli bir devri ve stili anlatıyor. Her yönüyle birer halk resmi örneği olan bu süslemelerde sanatçı, geleneksel Türk resminin estetiğinden kopmamış, güller , karanfiller ve gelinciklerle dolu vazoları ve eşine ender rastlanır hayvan tasvirlerini de katarak belki gördüğü, belki de görmediği, fakat hayalinde canlandırdığı İstanbul'u çizmiştir.
Orijinal durumunu korumuş olan tavan süslemeleri ise eski türk tavanlarının önemli örneklerinden biridir.
Bütün dinlerde sonsuzluğun simgesi olan tavandaki Çarkıfelek motifinin ortasındaki ahşap oyma parça dönebilen bir yapıya sahiptir, çok renkli olup benzerlerinden farklı yapıdadır.
Mekanın ilk şekline uygun duvarlar boyunca uzanan sazdan sedirlerden oluşan oturma grubu yastık ve kanaviçe örtüleri antika gümüş şamdanları ve tüm detaylarıyla Başoda, konukları Konağın görkemli günlerine taşıyor. Başoda'nın narenciye bahçesi, gül bahçesi ve konak avlusuna açılan pencerelerinin ardından görülen manzara bir tabloyu andırıyor.